Cilt Sağlığı

Tıraş sonrası kaşıntıyı önlemek

Tıraş sonrası kaşıntılar cildi hassas olanlar başta olmak üzere hemen hemen her erkeğin şikaytelendiği huzursuz verici durumlardandır. Tıraş sonrası kaşıntıyı önlemek için cilt uzmanlarının tıraş öncesi ve tıraş sonrası önerilerine kulak vererek bu sorunu yaşamayabilirsiniz.

 

Erkeklerin sık yaşadığı bir sorun olan , ciltte tahrişe yol açabilecek bir sorundur. Tıraş sonrası kaşıma hissi geldiğinde kaşınma ihtiyacını gideren erkeklerin bir çoğunun cildinde kaşımanın etkisi ile kanama görülür. Tıraş sonrası kaşınma sadece yüz bölgesi için değil koltuk ve özel bölge içinde geçerlidir. Peki tıraş sonrası kaşınmanın şiddetini azaltmak için ne yapılması gerekir.

Tıraş sonrası kaşıntıdan kurtulmak istiyorsanız bu önerileri dikkate almanızda fayda var. Kaşıntıyı önlemek için hem tıraş öncesi hem de tıraş sonrası dikkat etmeniz gerekenler var. Bunlardan ilki, tıraş öncesi muhakkak tıraşlanacak bölge sıcak su ile yıkanmalıdır. Daha sonra cildinizi iyice kurumalı ve ardından tıraş köpüğü ya da sabun sürmelisiniz. Ardından tıraşlama işlemine geçin ancak tıraşlamayı ilk önce kılların yönüne doğru, daha sonra da tersi yönünde yapın. Bu işlem daha iyi bir sonuç almanızı sağlayacaktır.

Tıraşlama işlemi bittikten sonra nasıl ki tıraşa başlamadan cildinizi sıcak su ile yıkadıysanız şimdide yine bol su ile cildinizi yıkayacaksınız ancak bu kez suyun soğuk olması gerekir. Daha sonra cildinize tıraş losyonu sürün. Bu işlemleri aşama aşama yerine getirirseniz gibi bir problemle karşılaşmayacaksınız.

Estetik & Güzellik

Kirpikler neden dökülür?

Uzun ve gür kirpiklere sahip olmak gözlerin güzelliğini ve çekiciliğini arttırmasının yanı sıra, göz sağlığı içinde ehemmiyetli bir husus olduğundan uzun ve gür kirpiklerin faydasının sadece estetik amaçlı olmadığının bilincinde olmak gerekir. Dış etkenlerden gelen zararlara ve güneş ışınlarına karşı koruma sağlamakla görevli olan kirpikler bazı hususlardan dolayı tahribata uğradığı için işlevlerini yerine getiremeyecek bir durumda olabilirler. Göz sağlığını ve estetiği önemli derece etkilen en büyük sorun ise kirpiklerin dökülmesidir.

 

Kirpik dökülmesinin nedenleri

 

Kirpikler doğal bir döngü içerisinde  olduğu için zamanla uzar, dökülür ve yeniden çıkar. Bu kirpiklerin doğal döngüsü üzerinde tükettiğimiz besinlerin ve kullandığımız makyaj malzemelerinin etkileri oldukça çoktur. Normal şartlarda kirpikler en fazla 45 gün içinde uzar ve yaklaşık yüz gün sonra da tekrar dökülür. Ancak az önceki bahsettiğimiz nedenlerden dolayı bu sayılarda kısılmalar ya da uzamalar görülebilir.

Kirpik dökülmesinin bir başka nedeni de, göz kapağını ve gözleri sürekli kaşıyıp ovuşturmaktır. Makyajınızı temizlerken gözlerini aşırı ve sert bir şekilde ovmamaya özen gösterin. Bunların dışında kullandığınız bir takım ilaçlarda kirpik dökülmesine yol açar. Çünkü ilaçlar bağışıklık sisteminize etki ettiği için kirpiklerinizde bundan etkilenir.

Ara ara normal bir olaydır, ancak siz kirpiklerinizin aşırı derece döküldüğü düşünüyorsanız bir uzmana başvurmalısınız. Arpacık gibi göz kapaklarında oluşan sorunlarda kirpik dökülmesine yol açar.

Kirpik diplerine yerleşen parazitlerde enfeksiyon nedeniyle kirpiklerin dökülmesine yol açtığı için, kirpiklerin hijyenine özen göstermelisiniz. Bunun için ellerinizi gözlerinizden uzak tutmalı, aşırı makyaj yapmamalı ve makyajınızı çok uzun süre yüzünüzde tutmamalısınız.

Aile Sağlığı

Yasmin doğum kontrol hapı nasıl kullanılır?

Tüm dünyada aile planlamasına mümkün mertebe önem verilmekte ve istenmeyen gebeliklerin oluşmasını önlemek için çeşitli korunma yöntemleri sunulmaktadır. Yasmin doğum kontrol hapı da tüm dünyada kendini kanıtlamış güvenli korunma yöntemlerden biri olmakta ve sağlıklı ilişki sürdürülmesine yardımcı olmaktadır. Yasmin doğum kontrol hapının doğru kullanımını sağlamak için hazırlamış olduğumuz makaleye göz gezdirin.

 

 

Yasmin doğum kontrol hapı nasıl kullanılır?

 

Hamile kalmayı önleyen yasmin doğum kontrol hapının hekiminizin size önermiş olduğu şekilde kullanılması en doğru kullanım yöntemidir. Gerekli kullanım dozu ve süresi doktorunuz tarafından en uygun şekilde verilmiş olacağı için kesinlikle hekime danışmadan yasmin kontrol hapını kullanmaya kalkmayın.

Eczaneden satın alabileceğiniz , ilaç paketinin üzerinde yazan şekilde kullanılmalıdır. Ekseri her gün kullanılan aynı saatte bir miktar su ile içilmektedir. 21 gün boyunca 1′er adet olmak üzere alınır.

Yasmin doğum kontrol hapına başlamak için en uygun zaman adet gününüzün ilk günüdür. Eğer daha önceden kullanmış olduğunuz bir doğum kontrol ilacı yoksa Yasmin doğum kontrol hapı adetin 1. günü en geç te 5. günü alınmaya başlanmalıdır.

Genel Sağlık

Kadınlarda sağ kol ağrısı nedenleri

Erkek kadın ayırt etmeksizin ağrılar günün her saatinde hepimizin başına gelebilecek sorunlardan bir tanesi olduğu için günlük yaşantımızı bir anda kabusa dönüştürebilirler. Vücudun çeşitli bölgelerinde meydana gelme riski bulunan ağrıların son zamanlardaki yeri sol kol oluyor. Sol kol ağrıları kadınların günlük yaşamını negatif etkilemektedir. Peki kadınlarda sol kol ağrısının nedenleri nelerdir?

 

Kadınlarda ortaya çıkan sol kol ağrıları, bazen kaslardaki zayıflıktan bazen de kemiklerden kaynaklıdır. Bunların yanı sıra bağlardaki ve tendonlardaki sorunlarda kadınlara sol kol ağrısına neden olur. Sporla uğraşıyorsanız spor esnasında kolunuzu aşırı zorlamanız da kol ağrısına yol açabilir.

Kadınlarda sol kol ağrısının en önemli nedeni kalp krizi belirtisi olabileceğidir. Ancak her sol kol ağrısı kalp krizi olmayacağı için endişeye de kapılmamak lazım. Çünkü kadınlarda görülen sol kol ağrısının kasların çekilmesi ya da sinirlerle ilgisi de olabilir. Bu sorunlar ise sol kol ağrısına yol açan başlıca sebeplerdir. Kadınların çoğunda kas rahatsızlığından dolayı sol kol ağrıları görülür.

Tüm bu sorunların yanı sıra kadınlarda görülen sol kol ağrısının diğer nedenleri ise; kolda çatlak ve kırılmadır. Tüm sorunları bir araya toplayacak olursak; kalp krizi, kolda çatlak-kırık, kas çekilmesi, sinirlerin iltihap kapmış olması, tendonların iltihaplanması veya eklemlerin iltihaplanması gibi sorunlar kadınlarda sol kol ağrılarına yol açabiliyor diyebiliriz.

Beslenme

Asitli yiyecekler nelerdir?

Hepimizin bildiği gibi asitli yiyecek ve içecekler başta mide rahatsızlıkları olmak üzere mütenevvi şikayetlere yol açmasının yanı sıra, bağışıklık sistemimizin ve hücrelerin ihtiyacı olan oksijeni de azaltmaktadır. Hücreler ihtiyacı olan oksijeni alamadıkları için yenilenme işlevlerini yerine getiremez ve kanser hücrelerine dönüşürler. Ayrıca minerallerin emilimini de yavaşlatan asitli besinler birçok sağlık sorunun baş göstermesine sebep olacaktır.

 

Asitli gıdaları hayatınızdan çıkartarak vücudunuza en büyük iyiliği yapmış olursunuz. Özellikle son zamanlarda tüketimi artan asitli içeceklerden muhakkak uzak durulmalıdır. Tamamen uzak duramıyorsanız bile tüketimini azaltmanızda yarar var. Sizlere bu tür rahatsızlıkların yaşanmasına sebep olan asitli yiyecek ve içeceklerin isimlerini saymak istiyoruz. Böylece hangi gıdaların yüksek asit içerdiklerinin bilincinde olur ve tüketimine dikkat edersiniz.

Asitli yiyecekler; yapay tatlandırıcılar, biftek, ilaçlar, beyaz un, buğday unu, keçi eti, kuzu eti, beyaz undan yapılan hamur işleri ve kekler, domuz eti, şeker, kahverengi, şeker, tavuk, çikolata, kahve, reçel, jöleler, işlenmiş beyaz sirke, balık, yumurta, avokado yağı, kanola yağı, mısır yağı, kenevir tohumu yağı, keten yağı, zeytinyağı, tahin, ayçiçeği yağı, yaban mersini, konserve veya sırlı meyve, kuş üzümü, erik, kuru erik, sebzeler, mısır, mercimek, zeytin, pirinç pastalar, buğday pastalar, arpa, karabuğday, mısır, yulaf, pirinç ve buğday.

Ne yazık ki bu kadarla da bitmiyor. Asit içeren diğer gıdalar ise şöyle; inek peyniri, keçi peyniri, koyun peyniri, işlenmiş peynir, süt, tereyağı,
dondurma, biftek, sazan, istiridye, balık, kuzu, ıstakoz, midye, domuz eti, tavşan, somon, karides, tarak, tuna, siyah fasulye, nohut, bezelye, fasulye, mercimek, barbunya, soya fasulyesi, soya sütü, fasulye, yemişler, kaju, bakliyat, fıstık , tahin ve ceviz.

Asit içeren içecekler; bira, likör, şarap, kahve, meşrubat, gazlı meşrubat ve gazlı içecekler.

Hamilelik

Doğum sancısı ne zaman başlar?

Envaiçeşit sorunlarla geçirilen sağlıklı bir gebelik dönemi dokuz ay on gibi bir sürede son bularak, bu zaman zarfı içinde anne karnında yaşam süren bebek dünyaya gelmiş olur. İlk doğumunu yapacak olan anne adaylarının hemen hemen hepsinin en çok korktuğu şeyde, çekmek ve ardından doğum yapmaktır. Anne adaylarının korkuyla bekledikleri bu dönemin yani doğum sancısı ne zaman başlar diye merak ediyorsanız, merakınızı giderecek bilgiler sizlerle;

 

Doğum sancısının başlaması

 

Gebelik döneminin tamamlanmasıyla beyindeki hipofiz bezi oksitosin hormonu salgılayarak doğum kasılmalarını başlatır. Bu kasılmayla birlikte rahim ağzı açılır. Tıp dünyasında bu kasılmasının ne zaman başlayacağına dair kesin bir bilgi yoktur. Ancak büyüyen bebek rahmin önüne doğru geldiği için rahim ağzına baskı yaparak sancılara sebep olur.

Sancılar gebeliğin son döneminde iyice artar. Düzensiz olarak ortaya çıkan sancılar rahim ağzını doğuma hazırlamaktadır. Bu tür sancılar kısa bir süre sonra kendiliğinden geçer. Bu sancılardan ziyada doğum sancısının başlaması durumunda ise kasılmalar artacak ve düzenli olarak ortaya çıkacaktır. Önce doğum sancısı 10 dakika aralıkla ortaya çıkacak sonrada sırasıyla bu süre 5 ve 3 dakikaya düşecektir.
Doğum sancısı nasıldır?

Kasılmaların düzene girmesinden ve belirli aralıklar ortaya çıkan sancılardan sonra doğum beklenir. Bu bekleme sırasında hissedilen doğum sancısı, bel kısmından kasıklara doğru inen bir ağrı şeklindedir. Anne adayları bu durumda bebeğinin bir yerde toplandığını ve karının taş gibi olduğunu söylerler. Rahim ağzını iyice açmaya yetecek olan sancılardan sonra doğum başlar.

Kadın Sağlığı

Meme (göğüs) ucu neden kaşınır?

Göğüs (meme) ucu sorunlarından birisi olan kaşıntılar daha çok sosyal ortamlarda ya da odaklandığınız bir iş esnasında ortaya çıktığı zaman, utandığınızda dolayı kaşıyamadığınız için bir hayli rahatsız edici olurlar. Meme ucu kaşıntılarının nedenleri nedir diye merak ediyorsanız, merakınızı giderecek en açıklayıcı bilgileri sizlerle paylaşmaktayız.

 

Vücutta meydana çıkan kaşıntıların mütenevvi sebepleri bulunduğu gibi, göğüs ucu kaşıntılarının da oldukça fazla sebepleri vardır. Göğüs ucu kaşıntıları aslında sadece kadınların sorunudur. Nadir olsa da göğüs ucu kaşıntıları erkeklerde de ortaya çıkmaktadır. Peki göğüs uçlarının kadınlar nedenleri nelerdir?

Öncelikle duş esnasında kullandığınız sabundan şüphelenmelisiniz. Kimyasal ürün olan sabun veya duş jelleri ciltte alerjik reaksiyon oluşturabilir. Bunun yanı sıra çamaşırları yıkarken kullandığınız deterjanda göğüs uçlarının kaşınmasına yol açar. İyi durulanmamış üzerinde halen deterjan bulunan çamaşırların kurumasından sonra giyilmesi, giysinin üzerinde bulunan deterjana vücudun tepki göstermesi sonucu kaşınmalar ortaya çıkabilir.

Göğüs ucu kaşınmalarının bir başka nedeni de, pamuklu olmayan iç çamaşırlarının kullanılmasıdır. Naylon ve benzer iç çamaşırlarının kullanılması kaşıntıya sebep olan en büyük faktörlerdendir. Bazı gıdalara alerjiniz varsa bunları tükettiğiniz zamanda göğüs uçlarınızda kaşıntı hissedebilirsiniz. Ayrıca kullanılan bir takım ilaçlar, böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları, stres, mantar enfeksiyonları, lösemi, ishal veya kabızlık, deri hastalıkları (egzama, kurdeşen vs. ) diyabet gibi ciddi sağlık sorunları da göğüs uçlarında kaşıntıya yol açar.

Kanser

Rahim ağzı kanseri ameliyatı

Rahim ağzı kanserinin tedavisi için öncelikle kanserin hangi evrede olduğu araştırılır ve bu araştırma sonucuna göre tedavi şekillenmektedir. Evre evre olarak tedavisi bulunan rahim ağzı kanserinde 2b ve üzeri evredeki hastalara günümüzde cerrahi operasyon uygulanması önerilmekte ve ek olarak ta Radyoterapi uygulanmaktadır.

 

Tıpta serviks kanseri olarak tanımlanan rahim ağzı kanserinde bazen sadece Radyoterapi kullanılmakta ve cerrahi işlemler ikinci plana atılmaktadır. Kanserin her evresinde kullanımı mümkün olan Radyoterapide amaç, kanserli hücrenin ameliyat ile tahrip edilmemesi ve rahim boynunun yanlarına kadar ulaşan kanserin tedavisinde cerrahi işlemin başarı sağlamamasıdır.

Cerrahi işlemelerde yaş ve kişinin cinsel hayatı da önemlidir. Eğer ki yaşı genç, çocuk olmak isteği var ve cinsel hayatı devam eden bir kadın ise hiç düşünülmeden cerrahi işlem uygulanmaktadır.

Rahim ağzı kanseri sonrası patolojik inceleme yapılır. İnceleme sonucu lenf bezlerinde kanserli hücre yayılımı varsa ya da cerrahi sınır pozitif çıktı ise kemo-radyoterapi tercih edilmektedir.